GURME RAKUN

29 Temmuz 2019 Pazartesi

GASCONFAIR



Sıradışı insanlardan sıradışı bir proje! GASCONFAIR
12-15 Şubat 2020 tarihlerinde Nişantaşı Üniversitesi NeoTech Kampüsü’nde düzenlenecek GASCONFAIR İstanbul Gastronomi Kongresi’nde, sektörün tüm iş kolları bir arada olacak.



Endüstriyel mutfaktan, gıda toptancılarına, temizlik ürünü tedarikçilerinden mimarlara kadar sektörün tüm paydaşlarının yerini almaya başladığı, Türkiye’yi uluslararası arenada hatırı sayılır bir gastronomi turizmi destinasyonu haline getirmek için profesyonellik, birleştirme/bütünleştirme ve bilimsellik temelinde kurgulanan ve hazırlıkları tüm hızıyla devam eden GASCONFAIR Proje Koordinatörü Necdet Koç,Turizm Haber Merkezi'nin sorularını yanıtladı.

- Necdet Bey sizi biraz tanıyabilir miyiz? Bize hem kendinizden hem de projelerinizden bahseder misiniz?

Yaklaşık 25 yılını yeme içme sektörüne vermiş bir endüstri profesyoneliyim. Dededen otelci olan bir profesyonel olarak, meslek yaşantımın önemli bir kısmını otellerde, kalanını da bağımsız ve zincir yeme içme işletmelerinde geçirdim. Yiyecek içecek alanının hemen her kademesinde de görev aldım. Son olarak 2017 yılında profesyonel yaşamı bırakarak kendi danışmanlık şirketimi kurdum ve çeşitli projeler geliştirmeye başladım. Bugün bizi bir araya getiren konu da bu projelerden biri aslında. Röportajın ilerleyen bölümlerinde değineceğimiz için oraya çok fazla girmeyeceğim. Ancak, sorduğunuz için belirteyim bugüne kadar 50’den fazla işletmenin kuruluşu/açılışı sırasında çeşitli pozisyonlarda görev aldım. Yeme içme ile ilgili 2 kitap çalışmam bulunuyor. Bunlardan biri daha akademik bir dille yazılmış olan “Yiyecek İçecek İşletmelerinde Performans Analizi: Sayısal ve İstatistiksel Yöntemler”; diğeri ise yeme içme sektörüne yatırım yapacak kişilere bir rehber olması amacıyla kaleme aldığım “Restoran Açmak İstiyorum”. Üçüncü kitabım da yolda. Yarısı bitti çalışmanın ancak projelerin yoğunluğundan bir süre ara vermek zorunda kaldım.

- Bir de kurucusu olduğunuz bir dernek var. Bize derneğinizden de bahseder misiniz?

Elbette. Yeme İçme Profesyonelleri Derneği’ni 2016 yılının Mayıs ayında kurduk. Yeme içme sektöründe iş yapan tüm paydaşları bir araya getirmek dernekteki öncelikli hedefimiz. Sektörün sorunlarını çözmek niyetindeysek, konuyu bütüncül bir yaklaşımla ele almamız gerektiğini düşünüyoruz. Sektörün küçük büyük fark etmeksizin bütün oyuncularını kapsaması, hiç kimsenin ya da kurumun dışarıda bırakılmaması taraftarıyız. Ancak bu yolla problemlerin çözüme kavuşabileceğine ve sektörün olduğundan daha fazla profesyonelleşebileceğine inanıyoruz. Derneğin bu bakış açısı aslında birazdan ayrıntıları ile bahsini edeceğimiz GASCONFAIR’in de temel yaklaşımını oluşturuyor: Profesyonellik, Birleştirme/Bütünleştirme ve Bilimsellik.

- GASCONFAIR demişken, bize bu projenin ne olduğunu anlatır mısınız?

GASCONFAIR, gastronomi endüstrisinin tüm iş kollarını bir araya getirerek, sektörün geleceğini, sorunlarını ve ihtiyaçlarını konuşacağı bir etkinlik. Temel amacı ise Türkiye’yi uluslararası arenada hatrı sayılır bir gastronomi turizmi destinasyonu haline getirmek.
Bu amacın gerçekleşebilmesi için de kendisine çeşitli yöntemler belirlemiş durumda. GASCONFAIR’i sektörde yapılan diğer etkinliklerden ayrıştıran ve sıradışı kılan özelliklerinden biri de bu zaten: Meseleleri sadece konuşması değil aynı zamanda elini taşın altına sokacak bireyleri ve kuruluşları aksiyon alabilecekleri bir zeminde bir araya getirmesi. Bu anlamda GASCONFAIR sektörün geleceğine dair bir yöntem öneriyor. Ayrıca vâdettiği gibi endüstriyi bir araya getiriyor. En önemlisi de sorunlara ve ihtiyaçlara çözüm sunuyor.

- Etkinliğin içeriğini biraz daha açabilir misiniz? Neler var GASCONFAIR’in içinde?

GASCONFAIR’in 2 ayağı bulunuyor:
  1. Etkinlikler
  2. Katılımcı Standları
Etkinliklerimiz çok çeşitli. Bahsini ettiğim gelecek, sorun ve ihtiyaçların özgür, bağımsız ve tarafsız bir platformda tartışılmasını sağlayacak kendine has içerikleri var. Açıkçası bu bağımsız ve tarafsız olmayı çok önemsiyoruz. Zira bize göre sorunların önündeki en büyük engellerden biri, sorunu çözebilecek olanların taraf olması. Oysa hem Yeme İçme Profesyonelleri Derneği hem de GASCONFAIR prensip olarak tüm iş kollarına, tüm basın kuruluşlarına, tüm sivil toplum örgütlerine ve tüm mesleklere eşit mesafede bir konum belirlemiş durumda kendisine. Bu da bize ciddi bir konuşma özgürlüğü sağlıyor. İşte bu özgürlüğü;
  1. Konferanslar
  2. Yarışmalar
  3. Panel ve Söyleşiler
  4. Seminerler
  5. Kongre
  6. Workshop’lar
aracılığı ile kullandırıyoruz. Cümlemi “Kullandırıyoruz” ifadesi ile bitirdim çünkü bu platformlarda konuşacak kişilere, söz konusu özgür ve özgün ortamı sağlıyor GASCONFAIR.

- Peki katılımcı standları?

Bu standlar hemen her etkinlikte gördüğünüz tedarikçi firmaların ürün ve hizmetlerini tanıtmak amacı ile kuracağı standlar olacak. Bunun için 13.000 metrekare yer ayırmış durumdayız. 400’den fazla firmanın katılımı için alanımız var. Ancak GASCONFAIR olarak burada da “sıradışı” bazı uygulamalara sahibiz.
Bunlardan ilki, projenin ruhuna ve amacına uygun şekilde salt gıda toptancılarının ya da salt endüstriyel mutfak üreticilerinin değil, sektöre ürün ya da hizmet tedarik eden ve sektörü besleyen her işkolunun katılımına açık stand alanımız.
İkincisi, etkinlik mekanımız olan Nişantaşı Üniversitesi Maslak NeoTech Kampüs’ünün olağanüstü altyapısı sayesinde katılımcı firmalarımıza müthiş olanaklar sunuyoruz. Örneğin bugüne kadar alışık olunan “modüler stand/hazır stand” GASCONFAIR’de yok. Bunun yerine katılımcı firmalarımıza firmalarımıza “dükkan” veriyoruz. Dükkanların içinde ses sitemi, dokunmatik ekranlı bilgisayarlar ve yakın metraj projeksiyon cihazları mevcut. Bunun anlamı şu: Firmalarımız dilerlerse tamamen izole edilmiş bir ortamda istedikleri etkinliği gerçekleştirebilir; ziyaretçilerine ürün ve hizmetlerini sunabilir.
Üçüncüsü, özellikle alıcıya ve satın alma kararı veren kişilere ulaşmakta zorlanan ya da HORECA kanalına çeşitli nedenlerden dolayı hiç girmemiş/girememiş küçük ve orta büyüklükteki firmalarımız için bazı yöntemler geliştirdik. Firmalarımızı, özel olarak ayırdığımız 16 toplantı salonunda satınalma yöneticileri, şefler, genel müdürler ve genel müdür yardımcıları gibi karar alıcılarla birebir buluşturacağız. Kendilerine 45 dakika süre verip, ürün ve hizmetlerini anlatma ve karar alıcılara bir deneyim sağlama olanağı vereceğiz. Bunların adına “Network Sunum Toplantıları” dedik. Böylece alıcı ve satıcılar, yine tamamen kendilerine ayrılmış izole bir alanda, tanışacak; iş ağlarını genişletme olanağı sağlayacaklar.
Etkinliğin standlar ve katılımcı firmalar açısından başka bir çok sıradışı özellği mevcut. Ancak hepsine bu röportajda yer vermek olanaksız olduğundan şimdilik bu kadarı ile iktifa edelim.Detaylar için röportajı okuyanlar web sitemizi ziyaret edebilirler.

- “Sıradışı İnsanlardan Sıradışı Bir Proje!” sloganıyla yola çıkan GASCONFAIR’in bugüne dek düzenlenen gastronomi etkinliklerinden farkı ne olacak?

Stand alanlarından bahsettim ama asıl sıradışılık, etkinliklerimizde. Soruda bahsettiğiniz farkları da burada tek tek saymak imkansız ancak birkaç örnek vererek yine detaylı bilgileri web sitemize havale edeyim.
GASCONFAIR’in ana teması “Gastronomi Endüstrisi’nin Dönüşümü: AI, AR ve Endüstri 4.0.” Bu tema altında ve çerçevesi içinde sektörün geleceğini konuşacağız. Tüm dünyayı dönüştüren bu kavramların, yeme içme sektörünü de dönüştüreceği muhakkak. Özellikle konferanslarımız aracılığı ile alanında yetkin kişileri konuşma yapmak üzere davet ediyoruz. Konferans isimlerine baktığınız zaman bile sözünü ettiğimiz farklılık ortaya çıkıyor:
  1. Robotun Adı Yok
  2. NöroGastronomi
  3. Kimya-I Saadet
  4. Gerçeği Algıla
Dört güne yayılmış şekilde toplam 12 konferansımız var. Bunlar sadece 4 tanesi.

Yarışmalarımız da en az konferanslarımız kadar sıradışı. 
Yarışmalarımızın bir amacı var: Yenilikçi, gastronomi endüstrimizi ileriye götürecek ve bize uluslararası arenada pazarlama gücü getirecek çalışmaları, bireyleri ortaya çıkarmak. Sonra da bu bireylerle çeşitli projelerde çalışmaya başlamak. Yarışmaları tasarlarken, sektörün ihtiyaçlarına odaklandık. Ben burada bazılarının sadece isimlerini vereceğim, okuyucularımız ne demek istediğimi mutlaka anlayacaklardır:
  1. Coğrafi İşaretli Ürünlerle İmza Yemekler Yarışması
  2. Toprak Ana’ya Saygı İnovatif Ürünler Yarışması
  3. Restoran Mimarisi Tasarım Yarışması
  4. Ulusal Barista Şampiyonası
  5. Üç Boyutlu Yazıcılarla Yiyecek ve İçecek Tasarım Yarışması

Yarışmalarımızın bir kısmında ön elemeler bulunuyor. GASCONFAIR öncesi yaptığımız ön elemeler sonucunda finalistleri belirliyor; sonrasında da dereceye girenleri ödüllendiriyoruz.
Yarışmalarımız 3 kategori altında yapılacak:
  1. Yemek
  2. Kahve
  3. Tasarım
  4.  
GASCONFAIR’I sektörde düzenlenen diğer etkinliklerden farklı kılan üçüncü ve son örnek olarak panel ve söyleşileri vermek isterim. Bugüne kadar sektörde yüzlerce panel & söyleşi gerçekleştirilmiştir. Ancak, pek azından netice elde edilebilmiştir. Burada neticeden kastımız panel ve söyleşilerde ele alınan konuların, sorunların ve soruların cevaplanması ve çözüm için harekete geçilmesidir. Bu yönüyle GASCONFAIR sektörün sorunlarını masaya yatırıyor. Ancak daha önce de belirttiğim gibi, masaya yatırmakla kalmıyor, hastanın masadan iyileşerek kalkması için gereken operasyonu da yapıyor veya nasıl yapılacağına dair bir ortak akıl geliştirilmesi için ortam/zemin hazırlıyor. Biz kendi bakış açımızdan sektörün ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz konu başlıklarını belirledik. Bu konular üzerinde konuşacak, panelistlerimizi 4 gün boyunca konferans salonlarımızda ziyaretçilerimizle buluşturacağız. Konuşacak, not alacak, bir araya getirecek ve sonrasında da çözüm bulacağız. Yani GASCONFAIR bittiğinde aslında bitmeyecek. Oluşturacağı platformlarla (ve şimdilik bahsedemeyeceğimiz diğer projeleri ile) elini taşın altına koyan kişi ve kuruluşları bir araya getirecek.
GASCONFAIR’I farklı kılan onlarca detaydan sadece birkaçını zikrettim. Daha fazlası için okuyucularımızın bizi takip etmelerini öneriyorum.

- Gastronominin Türkiye turizmi için önemi nedir?

Gastronomi uzunca bir süredir, birçok ülkenin ilgi alanında. Yani sadece Türkiye için değil ilgili tüm ülkeler için son derece önemli. Bu önemin kaynağı ise elbette ekonomik. Yapılan çalışmalara göre bir standart bir turist, tatil harcamalarının yaklaşık 1/3’ünü yemeğe harcıyor. Bir gastro-turist ise standart bir turistin yaptığı harcamanın tam 3 katını yemek için harcıyor. Bu arada standart bir turistin konaklama ve uçuş için harcadığı paranın da fazlasını harcıyor. İspanya dünyanın en çok turist alan ikinci ülkesi. Aynı zamanda gastronomi turizmi için de dünyanın en önemli destinasyonlarından bir tanesi. Geçtiğimiz yıl (2018) ülkeye 81,8 milyon turist gelmiş. Bunun da yaklaşık 12 milyonu “yemek yemek” için ziyaret etmiş İspanya’yı. Bu turistlerin harcadığı parayı 3’le çarparsanız, Türkiye’ye aynı yıl içinde gelmiş toplam turist sayısından çok daha fazlasını harcadıklarını görürsünüz.

Demek istediğim, turistin sayısı kadar harcadığı para ve komposizyonu da önemli. Gastro-turistin toplam turist sayısı içindeki payının artırılması (yani kompozisyonun gastro-turist lehine değişmesi), Türkiye için inanılmaz bir ekonomik getiridir. Literatüre “her şey dahil turisti” olarak geçen kitlenin daha çok para harcayan turist kitlesine dönüşememesi de gastronomiyi bir çıkış noktası olarak Türkiye açısından daha önemli kılıyor.

Tayland 2018 rakamlarına göre turist sayısında sıralamada Türkiye’nin gerisinde ama turizm gelirlerinde dünyada 4. sırada. Türkiye o sıralamada ilk 10 içinde bile değil. Oysa yabancı turist sayısına göre dünyanın en çok ziyaret edilen 6. ülkesi. (46 Milyon Turist. Kaynak: UNWTO)
Sanırım anlatabildim gastronomi turizminin Türkiye için önemini.

- Gasconfair Türkiye gastronomi turizmine ne gibi katkılar sunacak?

Röportajın başında GASCONFAIR’in kendisine belirlediği bir yöntem olduğundan bahsetmiştim. Bu yöntem, kendi gastronomi endüstrilerine katkı sağlamış ülkelerin yöntemi ile hemen hemen aynı. Onların ayak izinden, kendimiz olmayı bırakmadan gitmeyi düşünüyoruz.

Hepimizin diline pelesenk olan “Türk Mutfağı”nın Zenginliği konusu var. Bu tartışmaya kapalı bir konu. Medeniyetin beşiği topraklarda yaşayacaksınız ama zengin bir mutfağınız olmayacak (!). Bu zaten mümkün değil. Ancak belli ki yurtdışından para harcayacak turisti bu zengin mutfağa, “şiş kebap/rakı” veya “fesli Maraş dondurmacısı”nın (bazılarımızın sinirlerini bozan) gösterileri aracılığı ile ortak edemiyoruz. Onları buraya seyahat edecek kadar etkileyememişiz. O halde ne yapacağız? Bu sorunun tek cevabı var: İşimizi gücümüzü bırakıp, bütün mesaimizi bu zenginliğin pazarlamasına vereceğiz. Nokta!

Dolayısıyla bizim açımızdan sunulacak katkı her şeyden önce bir farkındalık katkısı. Bulunduğumuz noktanın neresi olduğumuzu bilir; bulunmak istediğimiz noktayı belirlersek, hedefe varabiliriz. Aksi halde trend oluşturan değil, trendi takip eden olarak kalmaya mahkumuz.

Açık ve acı konuşmak gerekirse, bizdeki endüstrinin çoğunluğu itibariyle konuya ilişkin bir fikri mevcut değil. Olanların ise konuşacak veya aksiyon alacak alanları yok. Ya da bireysel olarak yollarına devam etmeyi uygun görüyorlar. GASCONFAIR bir araya getirerek, birleştirerek ve mecra açarak, aksiyon için ön ayak olacak. Güçlerin birleşmesi için gereken zemini/platformu oluşturacak.

Daha şimdiden bir marka haline gelmiş olan GASCONFAIR, uluslararası platformlarda adından her bahsettirdiğinde, Türkiye’nin bir gastronomi destinasyou haline gelmesine katkı sağlayacak. Gerçekten ihtiyaç duyulan konuları ele alıp, çözüm için paydaşları bir araya getirerek belirlediği yol haritası ile sonuca ulaşacak. Orta ve uzun vadede hem otelcilerimiz hem de restoranlarımız, yaptığımız çalışmaların meyvelerini almaya başlayacaklar. Adım adım, ülkemizin gastronomik zenginliğinin yurtdışında pazarlanması için gayret sarfediyoruz. Bunun da belirli yol ve yöntemleri var. Gerek ve yeter şart ise güç birliği yapmak. GASCONFAIR’in belki de en net katkısı bu olacak: Paydaşları bir araya getirerek güç birliği yapılmasını sağlamak.

11 Ocak 2019 Cuma

ROYAL DEEWAN



PAKİSTAN MUTFAĞI BAŞKENT'TE…

Royal Deewan, başkentin ihtiyacı olan restoranlardan biriydi. Kralların oturduğu yer anlamına geliyor ismi. Henüz 2 ay oldu açılalı. 

Menüde ağırlıklı olarak Pakistan mutfağı var. 
Ben oldum olası bu baharat çeşitliliğini merakla keşfetmeye çalışmışımdır. Mutfakta Pakistanlı iki şef hizmet veriyor. 
Bence siparişinizi verirken baharat yoğunluğunu az-orta-bol olarak belirtin mutlaka. Restoranın idaresi Umair Saeed Khan’a ait. O da Pakistanlı.  


Geniş, ferah ve konforlu bir mekan. Kademeli katta şık, özel bir bölüm de var. Ankara’da yaşayan yabancılar ne yiyor diye merak ediyorsanız onları Royal Deewan’da görebilirsiniz. Fiyatlar gayet makul.

Ben neler tattım ona bakalım şimdi: Tavuklu mısır çorbasıyla başladım. Sos ve baharatlarla iyice lezzetlendirilmişti. 

Pakorayı zaten çok severim. Nohut unu ve baharatlarla yapılan hamura bulanan patatesler yağda kızartılarak yapılıyor. Yani bir tür mücver diyebiliriz. Tavuklu ve karideslisi de var.

Samosa, bizim puf böreği gibidir. Ben kıymalı olanı yani keema samosayı denedim. Sebzelisi favorimdir. Biraz daha küçük boyutta ve hamuru biraz kalınlaştırılarak yapılsa daha iyi olacağını düşünüyorum. 

Bunların yanında olmazsa olmaz soslar geliyor. Raita, karışık sebzeli ya da naneli yoğurt sos. Bir de chutney soslar var tabi. Onlar da kayısı, armut, üzüm gibi meyvelerden yapılır.

Chana masala, baharat karışımı ile yoğun köri soslu nohut. Müthiş leziz bir şey. Menüde vejetaryen kısmında yer alıyor. Kesinlikle favorim.


Kuzu palak, ıspanak, domates ve kişnişle pişirilmiş kuzu eti. Benim gibi farklı lezzetler peşinde olanlara nefis bir alternatif.


Butter Chicken yani tereyağlı tavuk, domates sosu, tereyağı, krema ve süt ile hazırlanan tandırda pişmiş kemiksiz tavuk. Bu da favorilerimden.


Biryani, isim olarak benzese de bizim büryan kebabından farklıdır. Basmati pilavının özel otlar, baharatlarla ve tabi tavuk ya da etle pişirilmesiyle hazırlanır. Sebzelisi de yapılır. Ben tavuklusunu denedim. Aslında mantık olarak Ankara tavaya daha çok benzetiyorum.



Tüm bu saydığım yemeklerin farklı malzemelerle hazırlanan çeşitleri de mevcut.  Ana yemekler nefis kokulu basmati pilavı, salata ve ekmekle servis ediliyor. Porsiyonlarsa gayet yeterli.


Pakistanlılar bu yemeklerin yanında lassi içiyorlar genelde. Aslında bir tür ayran. Farklı olan kısmı tuzlu olanının yanı sıra, mangolu, portakallı, kakuleli gibi tatlı seçeneklerin de olması. Mangolu bana yemekle pek uymadı ama kimyonluyu daha sonra deneyeceğim.


Bu kadar çeşidin üzerine tatlı için yerim kalmadı. Ama menüde dört çeşit geleneksel tatlı var. Onlar da bir dahakine…

Tatlı almadım ama son olarak denediğim keşmir çayı onu yerine geçti. Temel malzeme, bir tür mor safran olan keşmir. 1.5-2 saatte hazırlanan ve anason, şam fıstık, karabiber, kakule ve süt içeren bu ilginç çayı deneyin.

Bu arada Pazar günleri açık büfe yapıyorlar. Fiyatı 55 TL. Eğer yemekleri merak ediyorsanız kendinize böyle bir tadım günü yapabilirsiniz.


Çıkışta kuru rezene ve Pakistan’a özel bir şeker ikram ediyorlar. Yemek sonrası mideyi rahatlatıyor.


Son söz olarak, Pakistan mutfağı deyince ön yargılı sözler işitiyorum bazen. Sakın bu hataya düşmeyin. Çok şey kaybedersiniz 😊

Bu farklı ve leziz yemeklerin tadımında tecrübeleriyle, yorumlarıyla ve sohbetiyle bana eşlik eden Asuman Selçuk'a ayrıca teşekkürler.


Remzi Oğuz Arık Mahallesi, Atatürk Blv No:223/A Çankaya-Ankara
Telefon: 0507 033 22 40

6 Ocak 2019 Pazar

BEHZAT ORAN


Geçen haftalarda Behzat Oran'daydım. Öncelikle şunu söyleyeyim, et ve balığın aynı ortamda bulunması beni rahatsız etmiştir hep. Yıllar sonra ilk kez bir restoran bu konudaki fikrimi değiştirdi. Çünkü her ikisini de birbirine hiç hissettirmeden öyle güzel hazırlayıp sunuyorlar ki, modunuza göre o gün kendinizi balıkçıda ya da et restoranında sanabilirsiniz.



Geniş, ferah bir mekan. Alan çok da iyi kullanılmış. Ayrı bir bölümde bazı masaların özel ocak başı konseptleri var. Kendin pişirip yiyebiliyorsun. Bu da ayrı bir keyif tabi.


Haftanın her günü farklı türlerde canlı müzik var. Pop, sanat müziği, eski 45’likler… Müzik kendini belli ediyor ama asla muhabbeti bastırmıyor. Çocuk salonları olması da önemli bir artı.

Mutfaklarına bayıldım. Mekanın ortasında açık, büyük bir alan. Yusuf Usta tecrübe ve bilgisiyle tüm mutfağın başında. 

Ekmekleri kendileri yapıyorlar. Tüm hamur işleri, Aydın Usta’nın elinden taş fırından sıcak sıcak çıkıyor. 

Mevsime göre 40-60 çeşit meze var. Bazıları deniz ürünlü. Ara sıcaklarda tereyağında karidesin cidden hakkını vermişler. Ciğer de nefisti. 

Tüm kebap çeşitleri bulunuyor. Testi kebabı dahil. Özkan Usta Adana kebap hazırladı. Ankara’da yediğim nadir iyi Adana kebaplardan biriydi. Karışık ızgaradaki köfteleri ayrıca çok beğendim. Servis tabağındaki havuçlu, kaşarlı ıspanak farklı ve yerinde bir eşlikçi olmuş. 




Ciddi bir balık büfesi var. Mevsimin en tazeleri, özenle seçilip pişiriliyor. Kabuklularda da gayet başarılılar.


Baklavayı kendileri yapmışlar. Cevizli, ev usulü, tam sevdiğim gibi. Akşamın sonunda gelen dondurmalı irmik helvası da hem lezzet hem kıvam olarak tam ayarındaydı.


Her iyi işleyen mekanın bir orkestra şefi vardır. Burada da Bülent Gürses devreye giriyor. Aşçılara olduğu kadar başarılı işletme müdürlerine de saygım sonsuzdur. Çünkü farklı kalemlerde pek çok konuyla ve sorunla aynı anda uğraşırlar.  Bu da ayrı bir beceri ve tecrübe gerektirir. Gözlemlediğim ve genel yorumlardan anladığım kadarıyla Bülent bey işinin hakkını fazlasıyla veriyor.

Behzat Oran, Bekiş Grup bünyesinde yer alan restoranlardan biri. Nezih, temiz bir mekan. Yanıltmayan hizmet ve ürün kalitesi, her zaman güvenle gitmenizi sağlıyor. Alaylı ve amatör bir ruhla ama kurumsal bir yapıda hizmet veriliyor. İşin sırrı belki de bu...

✦ Alkollü-alkolsüz içecek seçenekleri mevcut.
✦ Fiyat-kalite-hizmet dengesi makul.

AdresOran Mahallesi, 630. Sk. No:7, 06550 Çankaya/Ankara