DENİZ MAHSULLERİYLE SANAT YAPMAK

Hani derler ya, ‘büyük lokma ye, büyük konuşma’ diye…
Yıllarca büyük konuşmuşum sanırım. ‘Deniz mahsulünü olabildiğince sade pişirip
yiyeceksin’ derdim hep. Bu sebepten de, deniz mahsullü tariflerden genellikle kaçındım. Yakın bir zamana kadar da bu böyleydi. Sosyal medyada lezzet avcılığı
yaparken karşılaştım Mehmet Şef’le. Yaptıklarını görünce, biraz da burun
kıvırarak yok artık, daha neler dediğimi hatırlıyorum. Ve bir akşam yolum
tesadüfen ‘Ara Sıcak’a düştü. Masamıza servis edilenler, Mehmet Şef’in her gün yeni
bir tablo ya da beste yapar gibi doğaçlama hazırladıklarından oluşuyordu. Yemek
yapmak, kafada başlıyor. Zeka ve yaratıcılıkla, tatlar önce orada kombine
ediliyor. Cesur olmak da çok önemli. Tüm bunlar bir araya gelince herkesin
hayran olduğu özgünlüğü yakalıyorsunuz. Ara Sıcak, Nisan 2015’te hizmet vermeye
başlamış. Biz balık restoranı değiliz diyorlar.
Gerçekten de öyle… Burası daha ötesi bir yer. Balık ve deniz mahsullerinden üretilmiş ara
sıcak yapıyorlar. Lezzeti ve sohbeti
seven güzel bir müşteri kitlesi var. Nostalji müzikler de çok yakışmış buraya.
Mekanın sahibi Savaş bey ile Mehmet Şef’in yolları iyi ki de kesişmiş. İşini
hırsla yapmak ayrı şey, aşkla yapmak ayrı… Burada aşkla yapıldığına emin
olabilirsiniz.

Şimdi neler var menüde biraz ona bakalım. Sabit bir menü
bulunmuyor. Her gün değişiyor çünkü. Türk mutfağında ne var ne yok, hemen hepsini
deniz mahsulleriyle yapabiliyor şefimiz. Dünya mutfağından da nefis
uyarlamalara girişmiş. Demiştim ya, kafasında tatlar uymuyorsa hiç denemiyor
bile. Denediklerindeyse sonuçlar muhteşem. Yemeğin orjinali neyse, onu hiç
bozmuyor aslında. Tek farkı deniz mahsullü olması. Balık beğendi, balık kumpir,
karnıyarık, kalamar ızgara, ısırgan otlu hamsi, enginar dolma, soğan dolma, kadınbudu
köfte, iskender, keşkek, beyti, Ali Nazik, tacoda özbek pilavı, pazı sarma, pizza,
susam krokanlı levrek sarma ve daha pek çok yemek, deniz mahsullü olarak
hazırlanıyor. Hepsi birbirinden müthiş. Örneğin, çiğköftenin dışına sarılan
somonun füme tadı, çiğköftenin kendine has lezzeti ile çok iyi uyum yakalamış.
İçindeyse et kıyma yok tabi ki. Leziz bir levrek kullanılmış. Balık
pastırmasıyla yapılan paçanga, kaşarlı ve soslu kalamar dolma, deniz mahsullü
simit tadına doyamayacağınız türden. Girit mantı tıpkı orjinali gibi.
Yoğurduna, sosuna kadar her şey yerli yerinde. Ama levrek ve karidesle
hazırlanmış. Buharda pişirilen hamuru ise hafif ve lezzetli. Üstü çıtır
kızarmış, hafif ekşi soslu levrek sarma kaçırılmaması gerek bir tat. Şaşlık
kebabı, içli köfte, Alinazik, Adana, beyti gibi güneydoğu lezzetleri, özü
bozulmadan denize doğru devşirilmiş. Kalamar köfte ise pek çok yerde yapılıyor
ama böylesi yok. Krema ve daha birkaç malzeme ile yine farkını ortaya koymuş. Mehmet
şef, yemeklere imzasını atarken, baharatlar ve çeşitli soslara da başvuruyor.
Ama bunlar asla ana malzemenin tadını bastırmıyor. Ayrıca yediğiniz yemekte,
her şeyin tadını ayrı ayrı alabiliyorsunuz. Unutmadan, kadayıflı ahtapot
cipsini deneyin illaki. Mezeleri az ve öz tutmuşlar. İyi de yapmışlar. Ege
otlarıyla hazırladıkları, hafif acılı, nar ekşili sultan ezme favorim oldu.
Sunumlar ise özenli, şık, bir yandan samimi ama gereksiz şatafattan uzak.
Kendine güvenen her yemekte olması gerektiği gibi. Tatlılar arasında trileçe),
sıcak helva, incir tatlısı, leblebi tatlısı, laz böreği, ekmek kadayıfı var.
Hepsini kendileri yapıyorlar. Bunca lezzetin üstüne tatlılara da bir yer ayırın
mutlaka.
Daha uzun uzun anlatılacak çok şey var aslında… Garip ama
ilk kez bir yere her gün gelsem sıkılmam diye düşündüm. Çünkü burada balık ya
da deniz mahsulü yerken aslında her birinde farklı bir yemek yiyorsunuz.
Besleyici değerlerini ve sağlıklı oluşunu ise söylemeye bile gerek yok. Bir kez
daha teyit edildi ki, yemek yapmak bir sanat. Dahi beyinlerle tatlar sıradan
olmaktan çıkıyor çünkü…
Adres:
Üsküp Caddesi No:25/A Çankaya/Ankara Telefon: 0312 4287891
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder