Yediğin içtiğin senin olsun, sen gördüklerini anlat derler
ya, ben Evliya Çelebi gibi, yediğimi içtiğimi de gördüğümü de anlatayım…
Anadolu mutfağı zaten dillere destan. Yemekleriyle ön plana
çıkmış birçok ilimiz var. Tokat yöresinin mutfağı ise diğerlerine göre daha az
biliniyor… Oysaki her biri kendine has, inanılmaz lezzetli yemekleri var…
Geleneksel Tokat-Niksar evlerinin en önemli özelliği evin en
büyük odasından birinin mutfak olarak kullanılması... Mutfağa halk ağzıyla
“Aşevi” ya da “Aşgana” denilirmiş. Odanın bir köşesinde yemek yapmaya ve
çamaşır kazanı kaynatmaya yarayan yer ocağı bulunurken; diğer tarafta
kurutulmuş yiyecek, konserve, salça, peynir ve yaprak saklanan kiler dolabı
bulunur. Ayrıca kuru baklagil ve tahılın saklandığı bölmeli tahtadan yapılmış
bir de ambar vardır. Yörede bugün bile yemekler çoğunlukla yer sofrasında
yenmekte. Mutfak, ailelerde oturma odası. Bir arada vakit geçirmenin,
sosyalleşmenin yeri aynı zamanda…
Bunların her biri kuşaktan kuşağa aktarılmış bir tecrübe ve
birikimle gelmiş bu günlere. Birçoğunu tatma fırsatım oldu. Hepsi ayrı ayrı
birer lezzet şöleni.
Artık yöresel tariflere internetten ya da çeşitli
kitaplardan ulaşmak mümkün. Ancak yörenin havası, suyu ve otuyla beslenen
hayvanların etleriyle; bahçelerinde yetişen sebzelerle; ocaklardaki odun
ateşiyle pişmeden bu yemeklerde aynı tadı tutturmak güç… En güzeli gidip
yerinde yemek belki de. Elbette ki oraların insanının güler yüzü ve
hoşsohbetiyle birlikte…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder