GURME RAKUN

13 Aralık 2016 Salı

GANİ BABA


BANA YENİDEN OCAK BAŞINI SEVDİREN YER: GANİ BABA

Ülkede en çok ne restoranı var diye sorsalar, kebapçı derim kesinlikle. Peki bunlardan kaçı işini hakkıyla yapıyor dersek, orası tartışmalı işte. Yıllardır bu konuda methedilen pek çok yere ya da marka olmuş (!) restorana gittim. Pek çoğunda ya lezzetler, ya ortam, ya da hizmet konusunda hayal kırıklıkları yaşadım. Sözde bizden iyi bilen yoktur ocak başını, kebabı… Ama iş uygulamaya gelince durum değişiyor. Bu konuda gerçekten takdir ettiğim restoranlar ve ustaların sayısı maalesef çok az oldu. 

Açıldığından beri gitmeye niyetlenip de bu kadar geç gittiğim için kendime kızdığım bir yer Gani Baba. Yemeklerini tattıktan sonra ne demek istediğimi anlayacaksınız siz de. Yukarıda bahsettiğim gibi gerçekten nadir rastlanacak bir mekan. Gelelim sebeplerine…

Öncelikle bu isim nereden geliyor? Gani Aksoy açmış burayı. Kendisi emekli bankacı ve Mersinli. Bir dönem Ankara Beşiktaşlılar Kulübü’nün de başkanlığını yapmış. Babacan tavırları yüzünden ona Gani baba diye hitap edilmiş ve bu böyle kalmış. Kendisi mutfağa girmiyor ama bu kadar başarılı olmasına bakılırsa belli ki çok iyi bir damak zevkine sahip.

Mart 2016’da hizmete başlamışlar. Ocak başı konseptinde… Kocaman ferah bir mekan. Zaten bu binayı oldum olası sevmişimdir. Ünlü gazeteci-eğitimci-sanayici Şevket Evliyagil’in 1966’dan 2008’e kadar da eviymiş burası. İki katlı. 

Özel davetler, toplantılar için üst kat 100 kişilik kullanımıyla çok ideal bir alan. Hatta bir de 25-30 kişilik asma kat var.

Gelelim yemeklere.


Önce bir fındık lahmacun ile fındık pide geldi. İkisinin de hamurlarını ve lezzetlerini çok beğendim. Mezelerde yok yok. Ama önemli olan bu değil tabi. Çeşidi her yer yapıyor. Kaliteli malzemeyi özenle bir araya getirmek mesele. Soğukların başında Taylan (Baştuğ) Usta var. Uzun yıllar İngiltere’de önemli Türk restoranlarında aşçılık yapmış.

Mezeler arasında lezzetiyle beni şaşırtan özellikle iki şey oldu. Biri yaprak sarması… Uzun zamandır yediğim en iyi sarmaydı. Yapraklar Tokat Reşadiye’den geliyormuş. Bir diğeri kısır. Ne fazla kuru, ne fazla sulu. Tadında hoş bir farklılık var diyordum ki tam, kereviz sapı da eklediğini söyledi Usta. Özgün tatlar böyle ufak ama orijinal dokunuşlarla çıkıyor. Atom tam bir atom olmuş. Bilenler bilir, Denizli’nin Kale ilçesinin kurutulmuş biberleri meşhurdur. Oradan geliyormuş. Ankara’da meze olarak getirilen zahterlerin sert ve acımsı oluşundan yakınmışımdır hep. Buradaki ise tam tersi. Hatay dağlarından toplanmış tazecik, yumuşacık ve acısı alınmış. Üzerine eklenen nar taneleri de lezzeti çok iyi dengelemiş. Soslu patlıcan da nefisti. 


Her gün 25-30 çeşit meze çıkıyor. Taylan Usta denemeler yapmayı seviyor. Arada demo tatlar da çıkarıyor.  


İçli köfteleri haşlama. İç harcındaki dana kıyma, 6-7 saat kısık ateşte pişiyormuş. Nefis olmuş. Sıcak gelen humus pastırmalıydı. Çemeni sıyrılmış dana sırtı pastırma kullanılmış. Humusun kıvamıysa tam yerinde. Kusursuz olmuş. Bir de Toros salata deneyin derim. Roka, maydanoz, taze soğan, taze lahana, sumak ve nar ekşisi ile hazırlanıyor. Ocak başına gelip de mezelerini bu kadar beğendiğim bir yer olmadı.

Ana yemeklerde, yani etlerdeki usta Adanalı: Mustafa Çolaklar. 16-17 yaşından beri sektörde. Etler harika. Ama terbiyeleri ve pişirilişleri daha da harika. Adana sushi isimli bir spesiyalleri var. Önce Adana dürüm hazırlanıyor. Sonra sushi şeklinde kesip tekrar şişe takıp mangalda kızartıyorlar. Üzerine yoğurt sos ve kızgın yağ dökülüyor. Adana leziz, lavaş incecik, çıtır çıtır. Ben çok sevdim. 

Dana şaşlık; krema, kekik ve soya sosunda 1 gün terbiyede kalıyor. Et dondurulup ince ince kesiliyor. Şişe geçirilirken araya kırmızı biber ve soğan da ekleniyor. Yumuşacık ve çok lezzetli. 

Bu arada şaşlık, etin bu biçimde hazırlanıp pişirilmesine verilen ad. Kuzudan da yapılır bazen. 

Bir de Lokum var ki, adının hakkını veriyor gerçekten. 

Menüde ciğer şiş, incik, kaburga, Ali Nazik, tavuk ızgara, külbastı… her şey var. Hepsi aynı özenle, yüksek lezzet düzeyinde yapılıyor. Ayrıca et, piliç, pirzola, kanat… gibi tava çeşitleri de bulunuyor. Hatay’ın yöresel yemeklerinden Arap tava da (acılı olur) menüde yerini almış. 

Taş fırında pişirilen pide çeşitleri de diğer seçenekler arasında. Tatlılarda çıtır kabak, fıstıklı irmik, kadayıf, kabak tatlısı ve ayva tatlısı var. Hepsi bir yana yok böyle bir ayva tatlısı diyorum gönül rahatlığıyla…


Ara not: Catering hizmetleri de mevcut.

Restoranlar sadece yemekten ibaret değildir. Servis, sunum, hizmet kalitesi, mekanın fiziksel koşulları vs. hepsi bir o kadar önemlidir. Bazen biri/birkaçı iyi olur, diğer kısımların eksiklerini dengeler. Ama Gani Baba için bunu söyleyemeyeceğim. Çünkü ben genel olarak bir kusur göremedim. Bir tek şey belirtilebilir belki, o da, bu kadar geniş bir mekanda kadınlar tuvaletinin küçük olması...

Salon şefi Muzaffer Deveci. Amerika’da tecrübe kazanmış, işinin ehli isimlerden. Restoranın koordinatörü ise Selim Yılmaz. Yılların tecrübeli bu ismi, bir orkestra şefi gibi tüm mekanı ahenkle yönetiyor. 30 yılını bu sektöre vermiş. Resmi dairelerde protokollerde, kurumsal firmalarda ve büyük restoranlarda  görev almış. Moskova’da restoran danışmanlığı yapmış. Hatta bir ara Ankara’da 2 yıl boyunca kendi mekanını (Aklıselim Balıkçısı) kurup işletmiş. Ayrıca Altın Tirbuşonlu bir şarap uzmanı. Halen bazı firmalara danışmanlık yapıyor. Bence Selim Yılmaz gibi isimler birikimleriyle mekanlarda çok önemli farklar yaratıp onlara seviye atlatıyorlar.

Gani Baba’ya ilk gittiğim gün öğle saatleriydi. Haliyle müşteriler henüz gelmemişti. Bir hafta sonra şehir dışından misafirlerimle tekrar gittim. Bir tek boş yer yoktu. O gün önemli bir maç olduğu gibi, mekanın üst katında bir de özel davet vardı (bu arada böyle günlerinizde isterseniz canlı müzik yapılabiliyor). Tüm bu kalabalığa rağmen akşam boyunca ne serviste ne sunumda aksayan hiçbir şey olmadı. Yemekler tıpkı geçen hafta mutfak sakinken yediğim kalitede ve lezzetteydi. Etrafı seyrettim bir süre. Herkes halinden çok memnundu. Canlı müzik solistini ve repertuvarını da çok beğendiğimi ekleyeyim.

Bu arada yerli yabancı pek çok şarap bulunuyor. Tabi tüm rakı çeşitleri de…

Ve çok önemli bir detay; çocuk alanları da var.

Gani Baba haftanın her günü açık. Her şeyiyle içime sinen bu restoranın Ankara’nın yıllanan markaları arasında olması en büyük temennim… Gani gani başarılar...



Filistin Sk. No:22, 06700 Çankaya/Ankara 

2 Aralık 2016 Cuma

RENDE TÜRK MUTFAĞI

Çeşme Ilıca'da, tamamen Türk Mutfağı üzerine hizmet veren, yöneticisi ve çalışanlarıyla pırıl pırıl bir yer Rende. Kendilerini "yeni nesil Türk mutfağı" olarak tanımlıyorlar. Sahibi ve aynı zamanda şeflerinden biri olan İbrahim bey genç ama bir o kadar tecrübeli ve yetenekli. 
Menüde yok yok. Çorbalar, zeytinyağlılar, odun ateşinde pideler, kebaplar, kiremitte fırında pişen etler, güveçler, ev yemekleri, tatlılar... 


Hem konuya özenleri, hem de Ege'de olmanın verdiği avantajla organik malzemeler kullanıyorlar. Mevsimin en iyilerini seçip, yemeklerini bunlarla hazırlıyorlar. Buna iyi ustalık da girince sonuçlar nefis oluyor tabi. 


Önden gelen salataların, o günkü mezelerin hepsini çok beğendim. Adana kebap ve kuzu şiş gayet lezzetliydi, iyi de pişmişti. Etleri nereden alıyorlarsa doğru yer olduğu kesin. En çok da sacda getirdikleri tantuniyi sevdim. Sunumları da çok hoş. 

Yemeğin sonunda oldukça hafif ve lezzetli bir trileçe yedim. Artık o kadar çok yerde karşımıza çıkıyor ki, iyisini bulabilmek zorlaştı. 


Mekan geniş ve ferah. Cumartesi günleri fasıl da yapılıyor. 

Menüyü alttaki linkten inceleyebilirsiniz. Her şey fotoğraflarda görüldüğü gibi. http://www.rende.com.tr/menu.html Çok da güler yüzlüler bu arada...

Menüde dikkatimi çeken birkaç detay oldu. İlki, yıllık kârlarının %1 ini Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağışlamaları. Diğeri ise bence her mekanın yapması gereken şey; artan yiyeceklerin kedi ve köpeklere veriliyor olması (Tabi onların bunu yapabilmesi için tabağımıza peçete ve kürdan atmamamız gerekiyor). Duyarlılığından ötürü Rende'yi tebrik ediyorum.

Çeşme'ye gidenler Rende için Ilıca'ya da yolunu düşürsün mutlaka...

Not: Ben ismini çok sevdim ayrıca 😊



5137 SOKAK / ILICA / ÇEŞME / İZMİR - AZURE VISTA ALTI
Telefon: +90 (232) 723 1 723

FATİH PİDE PİZZA Çeşme

Çeşme çarşıda Fatih Pide Pizza'ya uğramadan geçmeyin. İncecik çıtır hamuru (inceliğini zevkinize göre sipariş sırasında söyleyebilirsiniz) ve bol malzemesiyle pideleri bir harika. Ben lahmacun ve pizza denemedim ama aynı mantıkla onların da gayet iyi olduğunu düşünüyorum.Fotoğrafta görüldüğü gibi karışık pideden yedim bu defa. Siz benim gibi karıştırmayın. En fazla iki malzemeli seçin. Ne yediğinizi anlayın. 


Çeşit çeşit iç var zaten. Vejeteryanlar için sebzeli pideler de yapıyorlar. Ege'nin meşhur tahinli pidesini de yemeden ayrılmayın. 
Ortam da sıcacık, tertemiz. Fırın gözünüzün önünde...
Ben çok seviyorum burayı. 



0.232.712 81 21




Mevsim sonbahar-kışsa çıkışta hemen karşı çaprazdaki İmren Pastanesi'ne uğrayıp sakızlı sahlep içebilirsiniz.