15 Haziran 2016 Çarşamba

OLYMPOS LODGE

SAKLI CENNET : OLYMPOS LODGE

Binlerce yıl önce, güneşin çocuklarının kurduğu Işık Ülkesi Likya’nın topraklarındayım. Bugünkü Akdeniz ve Ege’nin en güzel coğrafyasını kapsayan yerlerde birçok kent kurmuş Likyalılar. İşte bu kentlerden biri: Olympos... Gözüme takılan detaylar, tabelalardan okuduğum bilgilerle birleşince nasıl bir medeniyetin içinde olduğumu daha iyi anlıyorum. Nice işgaller ve depremler görse de, kalanlar bile bu uygarlığın gücünü ve sağlamlığını görebilmek için yeterli. Kentin kalıntıları arasında yürürken, her yerine o dönemin insanlarını yerleştiriyorum hayalimde. Taş sokaklarda yürüyen alımlı kadınlar, etrafta koşuşturan neşeli çocuklar, bina avlularında toplanmış sohbet eden erkekler... Maruz kaldıkları dış saldırılara ve onca mücadeleye rağmen, burada en yoğun hissettiğim şey huzur oluyor.

Antik kentten çıkıp, milyonlarca farklı taşla dolu sahil boyunca yürümeye devam ettiğimde, başımın üzerinde yükselen dağlar ve bu dağların üzerine kurulmuş Ceneviz Kalesi’ni görüyorum. Böyle bir medeniyet, doğanın doğal olanakları içerisinde nasıl bir ustalıkla kendini korumaya almış... 
 
Bölgeye gelen ziyaretçilerin konaklaması için Olympos tarafında bungalov ve ağaç tarzı evler, hemen komşu belde Çıralı’da ise tek ya da iki katlı beton binalar var. İşte tam bu noktada iki farklı tarzın arasında, sahildeki şezlonglarının şıklığı ile dikkatimi çeken bir yer oluyor. Tıpkı ormanın ve dağların içine gizlenmiş Olympos kenti gibi, sahilden bakıldığında ağaçların arasından seçemediğiniz, yine de tarzını ve kalitesini hissettirecek işaretleri yolunuza çıkaran bir yer: Olympos Lodge.

Hamaklarla dolu yemyeşil bahçeye adımınızı attığınız andan itibaren, civardaki hiçbir yere benzemeyen bir yerde olduğunuzu anlamak vakit almıyor. Beklenmedik bir yerde karşınıza çıkan bu tropik bahçe, içindeki farklı bitki türleri, ağaçlar ve muhteşem düzenlemeyle insanı büyülüyor. Buradaki modern heykeller, Alman bir sanatçının elinden çıkmış. Otelin logosuna da ilham kaynağı olan tavus kuşlarıyla ise bahçenin birçok yerinde karşılaşmak mümkün. Ayrıca sülünler, pekin ördekleri, kaplumbağa ve paçalı tavuklar da dolaşıyor etrafta.

Bu sahil otelinin konukları da, otelin atmosferi gibi dingin. Herkes kendi halinde. Çocuklar bile ortamın havasına ayak uydurmuş, sakince hamaklarında sallanıyorlar. Anlayacağınız içeride sizi rahatsız edebilecek bir ses kirliliği yok. Neredeyse konuk sayısına denk olmasına rağmen, ortalıkta koşuşturan görevliler de yok. Bunun yanında hizmet kalitesi ise oldukça yüksek. Doğayı ve kendinizi dinlemenin lüks adı Olympos Lodge. Bir uygarlığın en güzel anında zamanı durdurmuşsunuz gibi her şey.

Olympos dağının eteklerindeki 15 dönümlük bahçenin içinde sadece 12 adet oda bulunmakta. Yeşilliklerin içindeki bu bembeyaz yapıların yüksekliği, bahçedeki hiçbir ağacın boyundan daha fazla değil.  Standart ve deluxe odalardan oluşuyor. Barok ile modern çizgilerin buluştuğu tarzda, yormayan bir sadelik var. Banyo süslemelerinde kullanılan deniz kabukları, insan elinden çıkan bunca özene rağmen doğadan kopulmadığını hatırlatıyor.

Dünyanın dört bir yanından konukları oluyor otelin. Evcil hayvanlar için de giriş serbest. Konaklama kapasitesini artırmak için yer sıkıntısının olmadığı alanda, oda sayısının sınırlı tutulması ortamın büyüsünü, doğallığı ve sakinliği korumak için yapılmış bilinçli bir tercih. Ve bu tercih, amacına ulaşmış görünüyor. Ünlü Alman dergisi Geo, burayı Akdeniz’in en iyi 10 butik otelinden biri seçmiş.

Mutfağı ise atlamak imkânsız. Oldukça zengin bir mönüye sahip. Akdeniz lezzetleri hakim olmasına rağmen, dünya mutfağından da birçok yemeği tatmak mümkün. Kullanılan ürünlerin hepsi yöreden ve günlük. Geniş bir yelpazede hazırlanmış şarap mönüsü bulunmakta.  Rengârenk çiçeklerle dolu bahçede düzenlenmiş romantik masaları, mumlar ve yine deniz kabukları süslüyor.  Olympos koyuna karşı burada yemek, ayrı bir keyif haline geliyor.

Bana göre en önemli detaylardan biri, 1987 yılından beri hizmet veren Olympos Lodge’un inşaatı sırasında bir tek ağaç bile kesilmemiş olması. Özellikle sahillerimizde yapılan tesisler için doğanın acımasızca yok edildiğini düşünecek olursak, bu oldukça duyarlı ve saygılı bir davranış.

Arkeolojik kalıntılara ve tarihe meraklı olanlar için ise burası bulunmaz bir noktada. Civar, antik kentle ve kalıntıyla dolu: Olympos’un yanı sıra, Phaselis, Gagae, Simena, Myra, Kekova, Arycanda ve daha bir çoğu. Bu arada buraya kadar gelenlere, yürüme mesafesindeki Çıralı’da bulunan Yanartaş’ı da görmelerini öneriyorum. Efsaneye göre, Kanatlı at Pegasus’un sırtında dövüşen Bellerophon, Chimera’yı (ejderha), önce oklarıyla yaralayıp, uzun mücadelenin ardından onu yarı canlı toprağa gömüyor. Sonra da tanrıçası Athena adına oraya bir tapınak dikiyor. Ejderha’nın soluğu hâlâ hissediliyor. Alevler yüzyıllardır sönmeden inatla, her sabah doğan güneşi selamlıyor.


Nefis bir doğa, binlerce yıllık bir tarih ve fantastik masalların ortasında, tıpkı Olympos antik kenti gibi, huzurun vahası olmuş Olympos Lodge. Ve bu özel yer, dört mevsim konuklarını bekliyor... 

Çıralı PK 38 Antalya, 07300 Kemer/Antalya


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder