GURME RAKUN

GURME RAKUN

5 Nisan 2016 Salı

LEYLA HANIM KONAĞI


ZAMANIN İÇİNDEN SÜZÜLEN BİR YAPI
Osmanlı konaklarıyla öne çıkan ve yaşayan kent Safranbolu'dayım... Onlarca farklı konaklama olanağından özellikle biri beni kendine çekiyor. Bilinen 250 yıllık geçmişiyle Leyla Hanım Konağı, bir diğer adıyla 'Karahasanlar Evi'nde karar kılıyorum.
Safranbolu'nun tepe noktalarından birinde, Kent Tarihi Müzesi'nin hemen altında yer alıyor konak. İşletmecileri Mehmet-Özlem Çetin'in güleryüzlü 'hoşgeldiniz' iyle adım atıyorum içeriye. Avluda bir karşılama daha var: Bahçenin yaşlı dut ağacı da beni selamlıyor.

Konağın taş temelinin, bilinen tarihinden öteye, Selçuklulara'a kadar uzandığı söyleniyor. 20 Nisan 1983 yılında bir yangın geçirmiş. Kalanların özenle restore edilip, bugünkü haline gelmesini sağlayan ise Safranbolu'lu işadamı Şefik Yılmaz Dizdar olmuş. Konak aslında Şefik beyin eşi Leyla Hanım'a dedesinden miras. Karahasanoğlu Süleyman Efendi olarak tanınan ve 1950'li yıllarda yaşamış olan dedesi, aynı zamanda Çanakkale Savaşı gazisi.

Konağın tamir ve restorasyonuna 2002 yılında başlanmış. 2011 yılında da hizmete açılmış. Profesyonel isimlerden destek alınmış. UNESCO tarafından koruma altına alınan Safranbolu Konakları arasında, en iyi restore edilen konak ödülüne 2012 yılında layık görülmüş. Binanın yapısında Selçuklu ikiz ev mimarisi etkisi var. Yani, burada aynı soydan iki ayrı aile yaşamış. Bahçesiyle beraber 750 m2 lik bir alana yayılan konakta 10 oda bulunuyor. Bu odalardan 3 tanesi birinci katta, 6 tanesi ise ikinci katta yer alıyor. Bir de balayı çiftleri için bir oda bulunmakta. Her yer Osmanlı mimarisi ve dekoru ile bezeli. Ağaç işlemeleri, tüm ahşap yüzeylerde, özellikle tavanlarda dikkati çekiyor. Odaların hemen hepsi geniş ve ferah. Pencerenizin önündeki sedirde Türk kahvenizi yudumlarken, gece ayrı gündüz ayrı güzel görünen Safranbolu'yu seyre dalabilirsiniz. Odalarda hemen herşey Osmanlı sivil mimarisini koruyarak düzenlenmiş. Banyo girişi bile, tıpkı o zamanlarda olduğu şekilde, bir dolap kapısı gibi... Yerlerde ise el dokuması halılar var. Üst katta yer alan “Baş Oda” en görkemlisi. Tavan, duvar ve şömine üstünde bulunan oyma ahşap işlemeleri görülmeye değer. Yatağa uzanıp, tavandaki aynalı göbeğe uzun uzun bakarken bulabilirsiniz kendinizi.

Safranbolu'nun temiz havası, konağın huzur ve dinginliğiyle birleşmiş. O yüzden sabahları dinç ve keyifli uyanıyorsunuz burada. Geç saatlere kadar servis edilen nefis bir serpme kahvaltıyla güne başlayabilirsiniz. Kızarmış ekmekler, sahanda yumurta, su böreği, reçeller, bal-kaymak, peynir ve zeytin çeşitleri, mevsim meyveleri ve daha pek çok çeşidi sofrada bulmak mümkün. Tabi sıcacık Türk çayını da... Sofranın zenginliği, görüntüsüyle bile doyurmaya yetecek cinsten. Bir de, domates, biber, mısır, zeytin, çırpılmış yumurta ve kaşar karışımının, dilimlenmiş ekmeğin üzerine konularak fırına verilmesiyle hazırlanan bir lezzet var ki, tatmadan kahvaltıyı tamamlamayın derim.

Taş ve ağacın muhteşem birlikteliği var bu konakta. İç mekanda bulunan iki yemek salonundan küçük olanının tavanı ve duvarları tamamen taşla örülmüş. Bu tarz odalar dönemin yangın odaları olarak yapılıyorlarmış. Yani bir yangında asla zarar görmeyen odalarmış bunlar. Mimarlık, inşaat mühendisliği gibi bölümlerde okuyan öğrenciler yurtdışından bile bu odaları görmeye geliyorlarmış.

Mehmet bey ve eşi Özlem hanımdan aldığım her bilgiyle konak daha da özel hale geliyor. Detaylardaki özen ve yaşanmışlık daha çok belli etmeye başlıyor kendini. Küçük hamamı, kileri, dönemin pek az evinin içinde yer alan çeşmesi ile burası, birçok çok yaşam alanından farkını ortaya koyuyor.

Bahçe ise konağın atmosferini hem tamamlıyor hem de buraya bir başkalık katıyor. Safranbolu'ya yukarıdan bakan geniş panoraması, şık süs havuzu ve bitki örtüsü ile tarihin ve doğanın içinde keyifle oturabilirsiniz. Bahçede yazları yöresel yemeklerin tadına bakmak, bazı akşamlar hafif bir canlı müzik eşliğinde sohbet etmek de mümkün. Bazı dönemler konak içinde sergiler ya da yöresel geceler de yapılmakta. 

Konak, hem yerli hem yabancı misafirleri ağırlıyor. Özellikle Uzakdoğu ve Avrupa'dan birçok konuğu var.

Kent Tarihi Müzesi ve Saat Kulesi konağın hemen yakınında. Çarşıya ise 5 dakikalık bir yürüme mesafesinde. Safranbolu Otobüs Terminali buraya 2.3 km, Zoguldak Havaalanı ise 100 km uzaklıkta.

İçtenlikle hizmet veren işletmesi, eşsiz mimarisi ile ben Leyla Hanım Konağı'nda bulunmaktan dolayı mutluydum. Her şeyi bir yana bırakıp kafanızı dinlemeniz de, yokuş aşağı kısa bir yürüyüşten sonra kalabalığa karışmanız da mümkün. Safranbolu'nun hem içinde hem de ondan ayrı duran bu özel yapıyı görmenizi, atmosferini solumanızı size de öneriyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder